Beklenmeyen Misafir

Bazen düşündüklerimize göre şekillenmez hayat. Hani atalarımızın dediği gibi evdeki hesap çarşıya uymaz. Sadece plan yapan sen değilsindir. Rakibin de yapar. Nerden geldiğini bilmezsin tokadın. Bazen beklersin gardını alırsın az acıtır, bazen beklemediğin yerden gelir çok acıtır. Beklemediğin yerden gelirse sınıfta kalırsın. Sınavı geçemezsin. Her durumda üzülen sen olursun. O yüzden hayatta her ihtimale hazırlıklı olmalıyız. Hep çıkışta olamayacağımızı, bir gün gelip düşebileceğimizi bilmeliyiz. Düşünce de kalkabilmeliyiz. Hayatta güçlü olabilmenin yegâne yolu budur.

Geçtiğimiz pazar günü son haftalardaki güzel gidişin, aynı zamanda rakibimizin birçok eksiğinin olmasının vermiş olduğu özgüvenle sahadaydık. Rakip taraftar olarak zor günlerimizde yanımızda olan, kardeş takımımız Akhisar’dı. Nitekim ne zaman yükselişe geçsek Akhisar engeline takılıyorduk. Biz moralliydik, onlar da tam aksine gerek bulunduğu konum gerek Avrupa ya da ligde aldığı kötü sonuçlar ayrıyeten önemli oyuncularının sakatlığı nedeniyle morallen kötü durumdalardı. Mutlaka almamız gereken bir maçtı.

Taraftarımızın güzel desteği ile maça başlamıştık. Maç hakkında çok fazla Bir şey söylemeyeceğim. Maçın özeti kısaca şudur. Rakibin stoperleri ve en önemli hücum silahı sakat, sen hem tam kadrosun hem de evinde taraftarının önündesin. Moralin yerinde zirveye oynuyorsun. Rakiplerin puan kaybetmemiş. Ne yapıp alman gereken maçta rakibi rahatsız bile edemiyorsun. Bulduğun net gol pozisyonlarını da kaçırıyorsun. İki kere kalene top gelmiş ikisini de yiyorsun. Bunun üzerine benim konuşacağım bir şey olamaz. Her zaman rakip saldıracak biz karşılayacağız kontradan golü bulacağız ya da duran toptan atacağız şeklinde gitmez. Farklı bir rakip gördük kapanan ve kontra çıkan, kendi silahımızla bizi vuran. B planımız olmadığını gördük. Zaten A planımız da iyi kötü 1 farkla almaya yetiyordu. O kadar iyi değildi ama sonuca ulaştırıyordu. Önümüzde çok haftalar var belki zirveye yakınız dedik ama dibe de çok uzak değiliz. Acilen buna çözüm bulunmalı. Aksi takdirde Allah korusun hiç olmasını istemediğimiz 41 puanla düştüğümüz sezonun bir benzerini yaşayabiliriz.

Hafta içi yaşanan icra olayının da bu durumda etkisi olduğunu düşünenlerdenim. Böyle kritik bir maç öncesi bu yapılanlar, hem de takım iyi giderken doğru değil. Bunu yapan insanın Antalyasporluluğundan şüphe ederim. Taraftar olarak gereken tepkiyi göstermek bizim boynumuzun borcu olmuştur. İzmir marşı polemiği, ardından gelen blokeler. Sezon başında gülücük saçmalar falan. Antalyasporlu gibi hareketler yapmalar. Hepsi birer yalanmış demek ki. Bir gün herkes gider takımın gerçek sahibi taraftarlar kalır. Benim naçizane düşüncem yönetimin bir yerlerinde gerçek ama gerçekten Antalyasporlu isimlerin olmasıdır. Deplasman yolunda cefa çekmiş, bedelini fazlasıyla ödemiş kişiler ancak bu takımı anlayabilirler. En azında 2-3 isim olmalıdır. Yoksa bu tarz olaylar kaçınılmaz oluyor. Takım bir ticarethane gibi görülüyor ve alacak falan filan olayları dönmeye başlıyor. Böyle ortamda ne futbol olur ne de huzur. Derhal çözülmesi gereken ciddi bir konudur bu.

Mevsim şartlarının bir hayli sert olacağı Erzurum deplasmanında zorlanacağımız aşikâr. Umarım yaşanan bu mağlubiyet bir nazar boncuğu olur ve kaldığımız yerden devam ederiz. Zor değil ama inanmadan da olmaz. İnanmalıyız ve çalışmalıyız. İnşallah haftaya takımımızın zaferiyle ilgili güzel yazılar yazarım. Haftaya görüşmek üzere…