Bir Kaşık Suda Boğulduk

Antalyaspor’umuz kritik virajı maalesef dönemedi. Yıllardır başımızın belası kardeş takım Akhisar karşısında sahadan mağlubiyetle ayrıldık. Maçın teknik ve taktik analizinden önce maç öncesinde saha dışında yaşanan ve oyunun dinamiklerine yansıyan iki önemli olaya vurgu yapmak isterim. Bunlardan birincisi Cihan Bulut’un takımı icraya vererek ortalığı durduk yere karıştırması ki oyuncular ve teknik ekip arasında konstrasyonu oldukça bozduğunu düşünenlerdenim. İkincisi ise Bülent Korkmaz hafta içinde Antalyaspor’un altını çizerek bu sezon yüksekleri hedeflemediğini belirtmesiydi. Takımımız geçtiğimiz haftayı puan tablosunda üçüncü tamamlamışken böyle bir açıklama gelmesi gerek taraftarın gerek futbolcuların deyim yerindeyse modunu düşürdü. Bu açıklamanın hele ki ilk yarının bitimine sayılı haftalar kala “kâğıt üstünde” kolay rakiplerle karışılacağımız maçlar öncesinde takıma oldukça zarar verdiği kanısındayım. Bülent Hocanın “Maç maç ilerleyerek alabileceğimiz kadar puan alacağız.” tarzı bir açıklama yapmasını beklerdim. Maalesef kaybeden Antalyaspor’umuz oldu. Maça gelecek olursak, aslında oyuna etkili ve istekli başladığımızı söyleyebiliriz. Doğukan ve Nazım’ın olduğu kanat Akhisar’ın devşirme savunmasını oldukça zorladığını söyleyebiliriz ama bu oyun maçın geneline yayılamadı. Rakibin bizi yarı sahasında kabul edeceği ve topla oynama imkânı vereceği zaten maç başlamadan önce belliydi. Nitekim aynen böyle bir maç izledik. Topun hakimiyeti neredeyse tüm maç Antalyaspor’daydı fakat şunu kabul edelim artık modern futbolda topa sahip olmak pek bir şey ifade etmiyor ve biz kapanan takımlara karşı evimizde nasıl oynamamız gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Maçın belirli aralıklarında Akhisarspor yarı sahasına on kişi yığılsak da çok ciddi iki ya da üç pozisyon üretebildik. Oyunu açacak ve fark yaratacak anları yakalamakta oldukça zorlandık (Serdar Özkan’ın golden önce sıfıra indiği pozisyon hariç). Arkayı boş bıraktığımız dakikalarda da konsantrasyon kaybına da bağlı olarak kolay golleri kalemizde gördük. İleri üçlümüz oldukça silik bir performans sergiledi. Futbolcuların aklı milli maç arasında mıydı bilemiyorum ama takımımız genel olarak vasatın altında bir performans sergiledi. Her ne kadar özgüvenli paslar yapıp rakibi kendi sahasına yıksak da bunun genel anlamda bize bir katkı sağladığını söyleyemeyiz. Doukara yine golünü attı ama ben her hafta kendisiyle ilgili eleştiriler yapmaktan bıkmayacağım. İleride top ayağındayken yaptığı laubali hareketler ve gereksiz tercihleri, pozisyonları cömertçe harcamamıza ve takımın geri koşmasına sebep oluyor. Umarım Bülent Hoca bunun artık farkına varmıştır. Ayrıca Doğukan her ne kadar oldukça mesafe kat edip kendini geliştirse de hücum hattında onun da top kayıplarına ve pozisyonların harcanmasına sebep olduğunu düşünüyorum. Bu kesinlikle kötü niyetinden değil; bazen tecrübesizliğine yenik düşüyor. En azından bir maç onun yerine herhangi bir oyuncuyu on birde görmemiz faydalı olabilir. Yekta’nın oyundan çıkarken memnuniyetsiz bir yüz ifadesi vardı. Buna da geçerli bir sebep bulamadığımı söylemeliyim. Şimdi sırada milli maç arası var ve korktuğumun başımıza geldiğini düşünüyorum. Motivasyonumuzu düşürmemeli ve başımızı öne eğmemeliyiz. Lig çok zorlu bir maraton ve en ufak bir akıntıya kapılış büyük tahribatlara yol açabilir. Bizler de taraftar olarak takımımıza moral olarak elimizden gelen desteği vermeliyiz ki bu akıntı bizi de alıp götürmesin. Umarım bu maçtan çıkarılacak dersler önümüzdeki haftalarda pozitif etkiler bırakır.