General “Bülent” Paşa’dan “Korkmaz”

Önyargı çağımızın vebası, günümüz insanlarının en büyük sorunlarından birisidir. Yeryüzünde hemen hemen her insan mutlaka hayatı boyunca bir kere de olsa önyargılı yaklaşımlarda bulunmuştur. Türk vatandaşları olarak bu durum bizde biraz daha çok yaşanmaktadır. Özeleştiri olarak öncelikle kendimden başlayıp Bülent hocaya karşı önyargılı yaklaştığımı ama zaman geçtikçe yanıldığımı hatta ve hatta daha çok yanılmak istediğimi belirtmek isterim. Kamuoyu da genel anlamda içinde bulunduğumuz durumdan ve Bülent hocanın geçmişinden ötürü başarısız olabileceğimiz düşüncesi içerisindeydi. O günden bugüne neler değişmiş hep birlikte bakalım.

Güzel bir cumartesi günü, senenin en çok deplasman yaptığımız ili olan İstanbul’un Kasımpaşa ilçesindeydik. Cuma günü zirve yolunda bir rakibimiz puan kaybetmiş, başka bir rakibimiz de akşam puan kaybedecekti. Biz de bir diğer rakibimizle karşılaşacaktık. Yani siz deyin 6 puan ben diyeyim daha fazla. Önem derecesi bir hayli yüksek olan bu maça pek de iyi başlayamadık. Rakip baskılı ve atak oynayan taraftı. Biz ileri bile çıkamıyorduk. Rakibimiz formda ve güçlüydü. Karakteristik özelliklerine uygun başlamış ve duran toptan biraz da kendi hatamızla golü yemiştik. Hani soğuk duş etkisi diye bir şey vardır ya tam anlamıyla onu yaşamıştık. Golden hemen sonra bambaşka bir takım olarak sahadaydık. Beklerimiz çıkıyor, kanatlar içe kastediyor, orta sahada isabetli paslar atılıyordu. Doğal olarak artık biz üstündük. İlk tehlike 34. dakikada Hakan ile Maicon iş birliğinden geldi. Rakibin kalecisine takıldık. Yılmadan baskıya devam ediyorduk. İlk yarı biterken tehlikeli bir bölgeden kazandığımız çift vuruşta Milli Savunma Bakanımız Diego sert ve düzgün vurarak beraberliği getiren golü attı. İlk devreyi berabere bitirmiştik. Umutlar yeniden yeşermişti.

İkinci yarının başında ilk yarıdaki gibi top rakipte biz savunma halindeydik. Kalemizde bir de ciddi tehlike gördük. Neyse ki direkten döndü. Ardından oyunu yine dengeledik. Orta saha mücadelesi ağırlıklı maç devam ediyordu. Bülent hoca bu gidişe dur demek adına 75. Dakikada ilk zarı atarak teknik kapasitesi ve tecrübesi yüksek Serdar Özkan’ı sahaya sürdü. Gireli henüz yedi dakika olan Serdar, günün kahramanı orta sahanın maestrosu Hakan’dan öyle bir pas aldı ki , rakibin genç oyuncusu Onur karşısında tecrübesini konuşturarak net bir penaltı aldı. Golcü oyuncumuz Doukara güzel bir penaltı golüyle üstünlük sayımızı getirdi. Ardında yorulan Yekta’nın yerine Vainqueur girdi. Orta sahaya taze kan ve aynı zamanda topu tutma amaçlı bir hamleydi bu. Bir süre sonra da yorulan Doukara yerine Mevlüt hamlesi ile saha üstünlüğünü elimize almak adına bir adım daha attık. Rakip birkaç tehlike yaratmak istediyse de defansımız ve kalecimiz buna izin vermedi. Maç bu neticeyle sona ermişti. Kritik bir virajdan yine zaferle ayrılmıştık.

Dört hafta önce kaybettiğimiz Galatasaray maçından sonra topa hakim olmadan rakibi beklediğimiz için eleştirdiğim Bülent Hoca topa sahip olma oranımızı geliştire geliştire bugüne geldi. Bugünse kafa kafaya oynayan ve rakibi ısıran bir Antalyaspor var. Zirvenin hemen altında, averajla üçüncü sıradayız. Herkesin çekindiği bir takımız. Artık korkmuyor, hücum ediyoruz. Gelecek adına daha umutluyuz. Bu ateş sönmesin, bu rüya bitmesin. Özlediğimiz Antalyaspor geri dönüyor.

Evet düşecektik, zor günler geçirecektik. Kampta otel parasını bile ödeyememiştik. Bizden hiçbir şey olmazdı. Bülent hoca hep düşmemeye oynayan takımları yönetmişti. Seneye Spor Toto 1. Lig için altyapı oluşturmuştuk. Bu ve bunun gibi birçok şey söylenen takım şimdi zirveye göz kırpıyor. Olur veya olmaz orasını bilemeyiz fakat bu kadarı bile umutlanmamıza ve güzel hayaller kurmamıza yetti. Evet artık bambaşka bir hayalimiz var. Yanlış duymadınız bizim bir hayalimiz var. Adı da “AVRUPA”.