Kim Tutar Seni Bas Gaza

Kim Tutar Seni Bas Gaza, Yollar Senin Hiç Durma.

Bursa’da da kazanan Antalyaspor’umuz! Puan cetvelinde üçüncü sıraya yerleştik ve yolumuza son sürat devam ediyoruz. Bu zor deplasmanda galibiyet için emeği geçen herkesi buradan tebrik etmek istiyorum. Doksan dakika boyunca galibiyet için sahada ne gerekiyorsa yapan bir Antalyaspor izledik. Bursa deplasmanları her zaman, her takım için zorlayıcıdır ama biz taktiksel anlayışımız ve tecrübemizle bu maçı oldukça rahat atlattık. On bir tercihleri beni şaşırtmadı; Doukara’nın yokluğunda bu 4-4-2 formasyonu artık oturdu ve özellikle deplasman maçlarında rakibi geride kabul ettiğimiz anlarda(yani maçın genelinde) hücuma çıkarken oldukça efektif sonuç veriyor. Geçen hafta Bülent Hoca, Cissokho’yu keserek yerine Celustka’yı oynattığında eleştirmiştim ancak bu maç itibariyle eleştirilerimi geri alıyorum çünkü maç boyu hatasız bir savunma performansı izledik kendisinden. Özellikle geri dörtlüde adeta Gazi Mustafa Kemal’in de Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonra söylediği gibi Sathı Müdafaa ruhu vardı ve maç boyu özellikle de ikinci yarı savunmamız etten bir duvar gibiydi. Sanırım herkes artık farkında; Bülent Hocanın deplasman taktiği üç aşamadan oluşuyor. Bir, rakibin topla oynamasına izin ver. İki, savunma güvenliğini sağlama al. Üç ise gol atmak için uygun anı bekle. Bursaspor karşısında da bu anlayışı santra yapılır yapılmaz görmeye başladık. Rakip, Aytaç’ın yokluğunda zaten oyun kurgusunu şekillendirmekte zorlanırken biz rakibin pas yapmasını seyrettik. Maçtan önce Mevlüt’ün genç stoper Ertuğrul’a karşı üstünlük kuracağı zaten belliydi ama kalite farkı konuştu ve muhteşem bir hareketle bize eski günlerini hatırlatarak penaltıyı takımımıza kazandırdı. Yine ikinci golde de Serdar’ın muhteşem pası ve Mevlüt’ün usta işi bitiriciliğini kutlayalım(Ertuğrula’a da muhteşem performansından dolayı teşekkür edelim). İkinci yarı başlarken Mevlüt-Drole değişikliği beni açıkçası biraz düşündürdü. Bülent Hoca en azından elli beşinci dakikaya kadar sahanın yıldızı Mevlüt’e rakibi yıpratması açısından şans verebilirdi ama zaten Drole de bence bu sezonki en iyi oyununu oynadı. Yeri geldi top sakladı; yeri geldi baskı yaparken rakipten top çaldı. İkinci yarının genelinde rakip kaleye gitmediğimiz için zaten 2-0 önde takımımızda kimse onu gol atmadı diye eleştirmez diye düşünüyorum. Vainqueur ve Yekta değişiklikleri ise saldırmaktan yorulmuş Bursaspor’a karşı topun emin ellerde kalmasını sağladı. Bireysel performanslara gelecek olursak bu hafta Hakan Özmert hariç tüm oyuncular mükemmele yakın bir performans sergiledi. Yanlış anlaşılmasın Hakan kötü oynamıyor fakat ligin ilk haftalarındaki performansıyla kıyasladığımızda gerek pas kalitesinde, gerek üçüncü bölgedeki tercihlerinde bir form düşüklüğü yaşadığını görmek mümkün. Bundan daha iyisini yapabileceğine olan inancımız tam. Nitekim bu maç biraz daha dikkatli olsaydı üçüncü hatta dördüncü golü atmamız işten bile değildi. Serdar Özkan… Antalyaspor ile ikinci baharını yaşıyor. Bu maçta doksan dakika sahada kalması ve oyununu bir gol bir de asistle süslemesi beni oldukça mutlu etti. Umarım kazasız belasız bir sezonu bu şekilde bitirir çünkü Antalyaspor’a hücum anlamında inanılmaz bir çeşitlilik katıyor. Şunu da ekleyelim eğer Mevlüt’ün fiziksel gücü yerindeyse; her maç on bir başlaması taraftarıyım çünkü her an rakip kaleciyi avlayabilecek bir aslan gibi pusuda bekliyor ve uygun anları değerlendiriyor.

Şimdi sırada bir deplasman daha var. Malatyaspor oldukça tehlikeli bir takım ama Bülent Hoca’nın gerekli analizleri yapacağından şüphem yok. Eğer bu maçı kazanırsak ligin ikinci yarısında çok çok farklı şeyler konuşabiliriz. Her ne kadar Bülent Hoca hedefin ligde kalmak olduğunun altını her fırsatta çizse de ben bir Antalyaspor sevdalısı olarak şimdiden heyecanlanmaya başladım.