Şafak Etkisi

Futbol global düzende en çok rağbet gören spor dalıdır. Nitekim ekonomik olarak da en çok girdi çıktı bu spor dalındadır. Çok yüksek meblağlarda yayın ihaleleri alınır. Sponsor anlaşmaları yapılır. Futbolcular alınır veya satılır. Bazen de teknik heyet değişir bambaşka bir yapılanmanın içine girilir. Her ne olursa olsun bunların hiçbiri taraftar olmadan olmaz. Taraftardır futbolu güzelleştiren. Cumartesi akşamı da çok güzeldi. Çünkü kuzey kale arkası doluluk oranı konusunda yine sınıf atlamıştı. Harika bir atmosferde önemli bir maça çıkıyorduk. Kazanmak çok şeyi değiştirecekti. Zirveye tutunmaya devam edecektik.

Güzel bir atmosferde nihayet maç başlamıştı. Maça alışılmışın dışında baskılı başlamış , pozisyonlara girmiştik. Ya kaleyi tutturamıyorduk ya da Onur’a takılıyorduk. Derken en önemli hücum gücümüz Doukara çok uzaklardan harika bir gol atarak skor üstünlüğünü bize getirdi. Rüzgar arkamızdayken yine ne hikmetse pozisyon yemeye başlamıştık. Bir pozisyonda top direkten dışarı çıktı ve derin bir nefes almıştık. Rakip yükleniyor ve ve defansımızın dengesi bozuluyordu. Yok denecek kadar basit bir pozisyonda Cissokho’nun sorumsuzluğundan ötürü rakip penaltı kazandı. Bize karşı oynadığı hiçbir maçı boş geçmeyen , bizden yetişme ama bize en büyük düşmanlık besleyen şahıs yine boş geçmemiş penaltıyı gole çevirmişti. Maçın ilk yarısının bitimine doğru Diego ile çok önemli bir şans bulduk ama gole çeviremedik.

İkinci yarının başında yine Diego’yla bir fırsat bulduk yine gol olmadı. Ardından Maicon’un topu da Onur engeline takıldı. Pozisyonlar cömertçe harcanmaya devam ediyordu. Bu dakikalardan itibaren kalemizde tehlikeler görmeye başlamıştık. Boffin ve şansımızın da yardımıyla tehlikeleri savuşturduk. Dakikalar 70’i gösterirken kendi evladımız Doğukan çok güzel bir şut atarak bizi heyecanlandırmıştı. Fakat bu şut da Onur’un parmak uçlarında neticeye ulaşamadı. Ne yaptıysak Onur’u geçemiyorduk. Kalemizde bir de gol görmüştük. Fakat ofsayttı. Derin bir nefes almıştık. Aslında Bülent hocamız maçı kazanmak adına herşeyi yapıyordu.Zeki , Serdar ve Mevlüt’ü oyuna sürerek herşeyi denedi. Fakat ne yaptıysak olmadı. Maçın son dakikalarında yine Burak yerde kaldı. Hakem ”VAR” a gidiyordu. ”Yoksa yine mi?” diye soruyordu herkes birbirine. Neyse ki korkulan olmadı ve maç bu şekilde bitti. Bileğimiz yine bükülmemişti.

Kazanma ya da berabere kalma alışkanlığımız bu şekilde devam ederse güzel günler bizleri bekleyebilir. Nitekim bu maç özelinde konuşacak olursak , ilk 15-20 dakika yapılan pres ve hücum varyasyonlarını maçın geneline yansıtırsak harika işler yapacağımız aşikar. Öne geçtik diye gömülmekten ziyade , ilerde basıp hücum yapmak rakibimize karşı yapacağımız en iyi defanstır. Öyle ya da böyle sene başında düşecek diye nitelendirilen bir takımın , bugün bu noktaya gelmiş olması yani herkesin çekindiği bir klüp olmuş olması gurur verici. Bu noktada görev daha çok bizlere düşüyor. Kısıtlı kadroyla elinden geleni yapmaya çalışan bu gurur verici camiaya karşı bizim de stadı doldurmamız gerekiyor. Başarı ödüllendirilirse şayet yeni başarılar kaçınılmaz olur. Sahip çıkalım ki yarın olası bir güzel tabloda bana da ait bir fırça darbesi var diyebilelim.

Son olarak sözüm başkanımız Ali Şafak Öztürk’e. Girdiği yükün ağırlığını o kadar güzel taşıdı ki , gülmeyi özlediğimiz günlerde yeniden gülmek nasip oldu.Takımdaki ve şehirdeki havayı ancak bu kadar değiştirebilirdik. Özgüvenimiz hiç olmadığı kadar üstdüzey. Acaba kaç fark yeriz zihniyeti ortadan kayboldu. Güçlü diye tabir edilen bir takımı bile yenemediğimiz zaman üzülüyoruz. İnancımız tam. Bilet fiyatlarında da bir ayarlamaya gidilirse ve tanıtımlar yerinde olmaya devam ederse stadın doluluk oranı artacaktır. Bu şehir güzellikleri hakediyor. Güzelliklere alıştık böyle de devam etmek istiyoruz. Bu şehre güneş doğduysa en büyük sebebi sensin. ”Düşeriz.” derken ”Avrupa” der olduk. Kısacası sen geldin bahar geldi. Teşekkür ederiz sana ve seninle bu yolda yürüyenlere. Başarmak zor değil yeter ki inanalım. Başaracağız. Çünkü BİZ ANTALYASPORUZ.