Sağlık Olsun

Yazıya başlamadan önce benim de görev aldığım ve bununla gurur duyduğum 07 Gençlik grubunun Galatasaray karşısında takımımıza forma sponsoru olmasından duyduğum mutluluk ve heyecanı dile getirmek isterim. Bu güzel jestte emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Galatasaray karşısında da takımımızın sükseli galibiyetlerine devam edeceğini umanlardan biriydim ancak sonuç pek de istediğimiz gibi olmadı. Bülent Hoca bu maça çıkmadan önce belli ki kafasında bu maçı oynamış; ilk yarıyı kontrollü geçirmiş, ikinci yarı ise Porto’dan yorgun dönmüş rakibine taraftarın da desteğiyle öldürücü darbeyi vurarak maçı almıştı ama maalesef bu plan tam olarak işe yaramadı. Evet, ilk yarıda istediğimiz sonucu almıştık fakat ikinci yarıda gerek hamle oyuncularımızın eksikliği gerek Fatih Terim’in oyunu iyi analizi ve kadro kaliteleri arasındaki fark skorun bu yönde gelişmesine sebep oldu. Cüneyt Çakır’ın verdiği kararları sorgulama zahmetine girmeyeceğim çünkü zaten her şey ortada ve gerekli isimler bu yorumları televizyonlarda günlerce yaptılar, daha da yapacaklar. Biz Antalyaspor’un oyununa dönelim. Maçın genelinde, kontrollü oyun anlayışından dolayı hücumda pasif bir görüntü çizen takımımız, Galatasaray kalesine isabetli bir şut gönderemedi. Zaten ligin genelinde hücum olarak kısır bir takım hüviyetindeyken bu maçta da rakibe çok ciddi sorunlar yaşatamadık. Ligin ilk haftalarına nazaran çok daha iyi savunma yaptığımızı ve takım halinde geriye yaslanmadaki problemlerimizi minimize ettiğimizi bu maçta izlediğimiz kadarıyla söyleyebiliriz. Lakin Bülent Hocamıza bir eleştiride bulunmak isterim. Skoru lehimize çeviremediğimiz maçın son çeyreklik bölümünde Fatih Terim’in hava topları için oyuna aldığı ve santrafor görevi verdiği Maicon ve Donk’a karşı biz de sahaya Salih Dursun veya Bahadır Öztürk’ü oyuna sürüp savunma hattında Galatasaray ataklarını nötrleyebilirdik. Zaten kulübede maçın skorunu değiştirebilecek oyuncu sayısı varla yok arasındayken böyle bir hamle belki en azından bir puanı getirebilirdi. Bireysel performanslara bakacak olursak Doukara’nın son iki üç maçtır formsuz olduğunu söyleyebiliriz. Görmeye alışık olduğumuz canlı ve hareketli Doukara, yerini daha pasif-agresif ve rölantide bir Doukara’ya bırakmış gibi. Doğukan ise bu maç adeta canını dişine takarak oynadı. Kendisini bir kez daha tebrik etmek isterim çünkü onu izlerken ben bile yoruldum ama o yorulmadı ve oyundan çıkarken yüzünde hala oynamak istiyorum ifadesi vardı. Mevlüt ise bu maçta oynasaydı skorun ve oyunun çok daha farklı gelişeceğini düşünenlerdenim. Milli maç arasını iyi değerlendirmeli hücum yollarında etkili olmanın yollarını aramalıyız. Savunmamızı güçlendirdik; şimdi sırada hücum var.