Sırılsıklam Aşk

Aynı şehrin iki takımı arasında oynanan maçlara derbi denir. Derbilerin havası her zaman başkadır. Sonucu hiçbir zaman belli olmayan maçlardır. Öyle bir müsabakadır ki tüm şehir o mücadeleye kilitlenir. Sonuç ne olursa olsun , şehir hangi şehir olursa olsun derbi izlemek ve o heyecanı yaşamak ayrı bir duygudur.

Yağmurlu bir pazar günü ilçemiz olan Alanya’ya konuk olduk. Kendimize ayrılan kısmı doldurmuştuk. Kazanıp üst sıralara tutunmak ve mücadelemizi farklı bir boyuta taşımak istiyorduk. Takımımız sahaya çıkarken formalarımızda çok güzel bir ayrıntı vardı. Antalyasporumuza destek veren Barbaros Ortaokulu değerli iş adamı Sayın Tolga Cömertoğlu’nun da katkılarıyla bu maçtaki sponsorumuz olmuştu. ”Ne var bunda? Altı üstü bir maçlık bir sponsor bulmuşuz.” diyenler mutlaka olmuştur. İşin görünen kısmı bu ama bir de altında yatan güzellikler var ve bu net görülüyor tabi görmesini bilene! Bu çocuklar geleceğimiz ve kendi yaş gruplarına örnek teşkil etmişlerdir. Başkanımız , teknik heyetimiz ve futbolcularımız okulu ziyaret ederek bu sevgiyi karşılıksız bırakmamışlardır. Bunu gören birkaç okulun daha olduğunu düşünüyorum. Elbet onlar da bu projede yer almak isteyeceklerdir. Bu şekilde de büyüyerek ilerleyen bir taraftar kitlemiz oluşacaktır.

Bu koşullar altında maça başlamıştık. İlk dakikalar dengeli geçmişti. İlk yarının ortalarına doğru yüklenmeye başlamıştık. Doukara’nın çok net bir pozisyonunda Haydar’a takılmıştık. Durmuyorduk , devamlı yükleniyorduk. Bu sefer de Cissokho topu direğe nişanlamıştı. Vazgeçmedik o golü bulacaktık. Dakikalar 41’i gösterdiğinde Aly Cissokho’nun müthiş pasına arkaya harika bir koşu yapan Maicon hareketlendi. Son noktada daha müsait olan Doukara’ya topu al da at dercesine verdi. Doukara bu ikramı geri çevirmedi ve skor üstünlüğünü elimize geçirmemizi sağladı. Risk alacak olan taraf Alanyaspor olacaktı. Bu da birçok fırsat yakalama şansı demekti. Yine öyle bir şans ilk yarının son dakikasında geldi. Maicon öyle bir gol attı ki jenerikleri süsleyecek kalitedeydi. Çok daha rahat olacağız derken bir önceki maçta nedense bize yapılanları görmeyen ”VAR” teknolojisi yavaş çekimde bile zor seçilen ofsaytı görmüş ve golü iptal etmişti. Ofsaytta kalan isim pozisyonun en başında Doukara idi. Öyle ya da böyle soyunma odasına avantajlı skorla gitmiştik.

Maçın ikinci yarısına yaptığı değişiklerle birlikte Alanyaspor üstün başlamıştı. Çıkamıyor , sürekli atak yiyorduk. Kalemizde birkaç tehlikeyi savuşturduk. Birkaç dakika sonra dengeyi kurduk. Rakip yorulmaya başlamıştı. Derken üstüne rakip 10 kişi kaldı. Artık daha rahatız diye düşünürken , klasik Bülent Korkmaz taktiği olan skoru korumaya yönelik futbolumuzu oynamaya başlamıştık. Rakip de doğal olarak pozisyon bulmaya devam etti. Rakip 10 kişi , geride ve de yorgun. Anlam veremiyorum neden 2 , 3 belki de 4. golü kovalamadığımıza. Rakip eksiksiz olur dinç olur anlarım ama böyle de olmaz be hocam. Skor alıyoruz tamam ama güzel futbolla bu skorları alsak tadından yenmez. Her neyse nikayetinde son dakikalarda Serdar Özkan’la net bir pozisyon daha kaçırdık ve maç lehimize 1-0 bitti. Kazanmıştık , mutluyduk. Haftayı 4. sırada kapatmıştık. Liderle 3 puan fark kalmış, zirve takibimizi sürdürmüştük.

Zaferleri kazanmakta en büyük etken inanmaktır. O gün sahada inanan futbolcularımız dışında , onları yalnız bırakmayan muhteşem taraftarımıza değinmeden edemeyeceğim. Yoğun yağmur altında durmadan destek verdiler. Takımı sürekli ittiler. Maç sonu takımla taraftarın buluşması sırasında oluşan o muhteşem görüntü , müthiş bir sanat eserini andırıyordu. Bu şaheser tablo gelecek günlerin habercisi gibiydi. Bulutların olduğu yoğun yağmurun altında kapkara birgün sonunda Antalyaspor adında bir güneş açmış , etraf rengarenk olmuştu. Sırılsıklam bir aşk ve sonunda gökkuşağı oluşmuştu. Başarmak istiyorsan gün gelir yağmurda ıslanmalısın. Eğer gökkuşağına ulaşmak istiyorsan yağmura katlanmak zorundasın.